galerihikmet.sitemynet.com
33.jpg

Ana Sayfa
Amasra
Amasra Foto
Konuk-Anket
Linkler
Teksas-Tommiks
Meslek Adresleri
Acil Telefonlar
Otel-Pansiyon
Yeme-İçme
Okul-1961-1965
Cafe-Disco
Atılay Denizaltı
Plakalar
Hikaye-Espri
Fıkralar
Şiirler

Fıkralar


YERDE PARA BULDUM

Bir gün kayseri'lilerle lazlar savaş yapıyorlarmış.Kayserililerin aklına bir fikir gelmiş.Demişlerki;
bu lazların hemen hemen yarısı Temel, diğer yarısıda Dursun'dur .Ve daha sonra savaşın ortasında bağırmaya başlamışlar:
-temel! temel!!!
Lazlardaki temeller kafalarını kaldırmışlar ve vurulmuşlar.
Daha sonra kayserililer :
-Dursun! dursun!!!!
Diye bağırmışlar. Dursunlarda kafalarını kaldırmışlar ve vurulmuşlar.Lazlardan çok az kişi kalmış ve onlarında aklına bir fikir gelmiş.Ve:
-Yerde para buldum bu kimin?
diye bağırmışlar. Bütün Kayserililer kafalarını kaldırmışlar ve vurulmuşlar.


MERCİMEK ÇORBASI

Koyden kayseriye gelen koylu sabah kahvaltisi icin bir lokantaya gider.Sabahin erken saatleri oldugu icin oldukca kalabalik olan lokantada yer bulamayan koylu kasiyerin yanin daki kucuk masaya oturur garson gelir mercimek corbasi soy ler fakat bizim koylunun corba gelene kadar koylu bir sepet ekmegi yer corba gelir onuda yer giderken kasada oturan haci ya borcunu sordugunda ekmegin parasini verde corba bizden olsun der.


BİRLİKTEN GÜÇ DOĞAR

Bir İngiliz: holigan;
İki İngiliz: kavga;
Üç İngiliz: savaş;
Bir Fransız: aşık;
İki Fransız: duel;
Üç Fransız: Paris komunası;
Bir Zenci: basketçi;
İki Zenci: basket takımı;
Üç Zenci: güneş tutulması;
Bir Kayserili: satış noktası;
İki Kayserili k:üçük bi pazar;
Üç Kayserili: Hipermarket;


MATEMATİK

Emekli öğretmen yolda giderken, yanına son model bir araba durmuş. İçinden çıkan bir genç:
- Hocam sizi gideceğiniz yere kadar götüüreyim.
Öğretmen genci tanımamış. Genç:
'Benim hocam Hacıbekir, tanımadın mı? Kayseri Lisesinden'
Öğretmen biraz hafızasını yoklayınca genci tanımış.
- Lan oğlum Hacıbekir seni tanıdım ama, bu ne zenginlik, sen fakir bir öğrenciydin.
Hacıbekir anlatır:
-Öyleydim hocam ama, okuldan sonra ticarrete başladım. Kısa zamanda biraz para kazandık.
Bunu duyan öğretmen iyice şaşırır:
- Lan oğlum ticaret hesap işidir. Ben seni matematikten sınıfta bırakmamışmıydım. Sen sanıl ticaret yapıyorsun?
- Valla hocam matematik falan bilmem. (11)'e alıp (4)'e satıyorum. Aradaki %3'le de geçinip gidiyoruz.



SONRA ONU DA YERİZ

Trenle İstanbula yolculuk eden Kayserili tanıştığı arkadaşıyle biraz sohbetten sonra çantasından çıkardığı pastırmalı yiyeceklerden arkadaşınada ikram eder. Arkadaşı,
-Sağol benim basurum var ben yemeyeyim deyince ,
Kayserili gayet ılımlı bir tavırla :
-Olsun onuda biraz sonra yeriz demiş


İŞİN FORMÜLÜ

Yahudinin biri,pazara,topal eşeği satmak için götürür,fakat alıcıyı kandırsın diye eşşeğin tırnağına çivi çakar,eşşeğe bir Kayserili müşteri çıkar,kayserili ayakta ki çiviyi görür,içinden 'çiviyi çıkarırım düzelir'diye düşünür,eşşeği alır. yahudi ertesi gün sağda solda övünür. -siz kayserililer akılıyı diye övünürsünnüz çiviyi çaktım anada doğma sakat eşşeği sattım der. duyanlar bunu kayseriliye anlatırlar Kayse rili eli dizine vurur: -tüh yahu,verdiğim para sahte olmasaydı bayağı kazıklanmıştım.


2 KERE 2

Kayseriliye sormuslar 'İki kere iki kac eder?' 'Alcez mi Satcez mi?' demis


ÜÇÜNCÜ KÖPRÜ

Üçüncü köprü ihalesini Japon, Amerikan ve Kayseri'li Türklerden oluşan bir konsorsiyum almış. Köprüyü inşaa etmişler tam açılışın yapılıp kurdelanın kesileceği an köprü büyük bir gürültüyle çökmüş. Japon 'gitti tüm emeklerim mahvoldu kumlarım' diye yakarıp harakiri yapmış. Amerikalı 'gitti tüm çeliklerim, tonlarca çelik yıkıldı' diyerek çıkartmış tabancasını ve intihar etmiş. Tüm bunları izleyen Kayserili müteahhit de derin bir oh çekerek yanındakilere seslenmiş 'lan iyi ki hiç çimento koymamışım ha, mahvolurdum bunlar gibi.'


MÜHENDİS

Karayolları Genel Müdürlüğünün misafiri olarak Türkiye'ye gelen inşaat mühendisi Amerikalı, Kayseri'den geçerken yol çalışması görür ve arabasını durdurur. Fakat yoldaki eşek nereye doğru yol alırsa orası genişletilip yol yapılmaktadır. Hemen bunun niye böyle yapıldığını sorar. Kayserili: 'Bu bizim mehendisimizdir beyim. Eşşek nereye giderse orayı genişletip yol yaparık' diye cevap verir.Katıla katıla gülmeye başlayan Amerikalı mühendis 'Peki eşeği bulamasaydınız ne yapacaktınız' diyince Kayserili yapıştırır cevabı: 'O zaman Amerika'dan mehendis getirtirdik'


ÇİFTÇİ

İki tane çiftçi, biri Adanali, digeri Kayserili... sohbet ederken, tabi haliyle zenginlikleriyle övünecekler...
Kayserili tarlalarinin çoklugundan, isçi yetistirememekten, ürünlerin hersene telef olmasindan bahsedince Adanali atlıyor:
- 'Benim çiftlikte, sabah günes dogmadann biniyoruz arabaya, aksam oluyor, biz hâlâ çiftliğin öteki ucuna yetisemiyo oluyoz, çaresiz geri dönüyoruz'.
Kayserili de hiç bozuntuya vermeden lafı yapistiriyor:
-'Yahu bizim de vardı öyle bir arabamiz ama geçen sene sattik, illet onlarla yolculuk ya...'



TAKSİMETRE

Taksinin yokusta frenleri patlamis, muthis bir hizla asagi iniyor. Kayseri'li musteri bagirmis..
'Durdur su arabayi..'
Sofor panik icinde haykirmis..
'Durduramiyorum!..'
'O zaman taksimetreyi durdur hic degilse' demis, Kayserili.

AY TUTULMASI

Albay, binbaşıya :
-Yarın güneş tutulacak. Bu her zaman görülen bir şey değildir. Erleri talim elbiseleri ile talim meydanına getirin de olayı görsünler. Bende orada bulunup kendilerine gerekli bilgiyi verecegim. Şayet yağmur yağarsa, tabii bir şey göremeyiz .O zaman erleri, üstü kapalı talimgaha götürürsün.
Binbaşı, yüzbaşıya :
-Albayın emri ile yarın sabah saat dokuzzda güneş tutulacak. Bu her zaman görülen bir olay değildir. Şayet hava kapalı olursa bir şey görülemeyecektir. Bu durumda tutulma, kapalı talimgahta gerekli talim elbisesiyle yapılacaktır.
Yüzbaşı, teğmene :
-Albayın emri ile yarın sabah dokuzda taalim elbisesi ile güneş tutulmasının açılış merasimi yapılacaktır. Şayet yağmur yağarsa ki bu durum pek görülen bir olay değildir, Albay kapalı talimgahta gerekli bilgiyi verecektir.
Teğmen, başçavuşa :
-Yarın sabah dokuzda hava güzel olursa, talim kiyafeti ile albay tutulacak. Kapalı talimgahta yağmur yağarsa, alayın meydanında manevra yapılacak. Çünkü bu her zaman görülen bir olay değildir.
Basçavuş, askere :
-Yarın sabah saat dokuzda kapalı talimgaahta Albayı tutacağız. Sabah hepiniz talim techizat ile hazır olun.
Askerler kendi aralarında :
-Yarın sabah bizim basçavus Albayı tutukklayacakmış.


BAYRAK

Acemi erlerin dağıtım zamanı gelmişti.Herkes kurra torbasında sırasını bekliyordu.
Derken sıra bizim Temele geldi.
Komutan;
---Söyle bakalım Temel kurrada nerenin çıkmasını istersin??,
Temel;
----Hiç farketmez Komutanım Vatan bir bayrak altında bölünmezlik aşkıyla yatan..
Komutan;
----Hadi kurranı çek bakalım.
Temel kurrayı çeker birde bakarki Hakkari yüksekova sınır Jandarma komutanlığı,
Temel;
---- Tüh beee,, Kim dikti lan bu bayrağı buralara............


SALAK ERLER

İki çavuş iddaya girer hangimizin eri daha salak diye. İlk çavuş erini çağırır ve der ki;
-Oğlum al şu 10 milyonu git bana bir araaba al. Er:
-Baaaşüstüne çavuşum der gider.
ikinci çavuş çağırır erini:
-olum git bak bakayım ben evdemiyim der..
er:
-baaşüstüne çavuşum der çıkar.
bu iki salak er çarşıda karşılaşırlar erlerden biri:
-yahu bende bir çavuş var o kadar salak ki bana para verdi git bana araba al diye lan keriz bugün pazar arabayı nerden bulayım..
diğer er:
-yahu benim ki daha salak yok gidip kenddisi evdemiyiş değilmiymiş diye bakacakmışım be ey lavuk yanında koskaca askeriyenin telefonu var evi arada sorsana...




ASKER TEMEL

Asker Temel içki içmeyi çok severmiş.Bir gün komutan duvara bir yazı yazmış:"İÇKİ ÖLDÜRÜR" Asker Temel sabah bu yazıyı görünce yanına ekler:"ASKER ÖLÜMDEN KORKMAZ"


LAZER

Komutan bölüğe bir bilgisayar aldırır ancak yazıcı almayı unutur. Postasını çağırır ve ona 'git bana bir lazer yazıcı getir' der. postası gider bölüğün içindeki bütün erlere laz olup olmadığını sorar, bir laz bulur ve komutanın yanına getirir. komutan postasına 'bu kim ' diye sorar ve posta komutana 'bir tane laz er getirdim' der.Komutan ise 'iyi ki scan-er istemedik'der ve asker de 'onu da bulabilirim komutanım ' der.


TEK ASKER

Manevra varmış. Temel elde tüfek yerde yatıyormuş. Komutan gelip sormuş :
-Düşman önden gelirse ne yaparsın Temel??
Temel cevaplamış.
Şu yandan, bu yandan,
Arkadan gelirse, diye tekrar sormuş komutan.
Temel bunları da cevaplamış. Komutan en sonunda :
-Ya düşman tepeden gelirse? deyince.
Temel dayanamamış ve :
-Habu memleketin tek askeru ben miyum koomitanum daa!


TOS-BA-ĞA

Komutan bir gün askerleri sıraya diziyor ve okuma bilenler ve bilmiyenleri ayırıyor.Bilenlerin bilmeyenlere öğretmesini istiyor ve 1 hafta zaman verıyor.Okumayı öğrenenlerede benden 1 hafta izin diyor ve 1 hafta sonra komutan askerleri bir kara tahta önüne topluyor ve tahtaya kaplumbağa yazıyor ve hadi okuya bilen varmı diyor ama kimseden ses soluk yok.Komutan hadi size bir şans daha diyor ve size yazdığım kelimenin resmini çizecem diyor ve kafasını,ayaklarını,kabuğunu falan çiziyor ve hemen askerlerden biri atlıyor. Komutanım ben buldum okuya bilirmiyim diyor ve komutan tabiki diyerek hadi oku bakim diyor ve (asker heceleyerek)tos-ba-ğa diyor.


KAPTAN BRAVO

Günün birinde acik denizlerde yol alirken, gözcü seslenmis diregin tepesinden, "heyyoooo, uzakta bir korsan gemisi göründüüüüü...
" Bunun üzerine tüm mürettebat dehset icinde saga sola kosusturmaya baslamis. Kaptan Bravo sakin bir sesle yardimcisina seslenmis,
"bana kirmizi gömlegimi getirin."
Yardimci derhal kaptanin kirmizi gömlegini getirmis... Bravo gömlegi giyerken adamlarini savas düzenine sokmus ve korsanlari yenmis...
Daha sonra, gözcü bu kez bir degil, iki korsan gemisini tespit etmis uzaklarda...
Kaptan Bravo bu kez de kirmizi gömlegini istemis ve yine korsanlari duman etmis. O aksam, bütün mürettebat güvertede oturmus, o günkü zaferi konusurken, adamlardan biri kaptana sormus:
"Kaptanim, niye savastan önce kirmizi gömleginizi istiyorsunuz, cok merak ettik de, bagislayin sormakla bir kusur ediyorsam..."
Bravo soruyu cevaplamis:
"Sundan istiyorum evladim... Eger saldiri sirasinda yaralanirsam kirmizi gömlek akan kanimi belli etmez, böylelikle siz de korkusuzca düsmanlarimiza direnmeyi sürdürürsünüz.
"Ortaligi bir sessizlik kaplamis, sadece denizin sipirtisi ve rüzgarin yelkenlere dokunusu duyuluyormus... Adamlarin yürekleri kaptanlarinin cesaretine duyduklari hayranlikla güm be de güm atiyormus...
Safak sökerken gözcü bu kez bir degil, iki degil, ama tam ON korsan gemisinin yaklasmakta oldugunu tespit etmis. Mürettebat kutsayici bir sessizlikle kaptanlarina bakarak, onun o artik alisilagelen kirmizi gömlek talebinde bulunmasini beklemeye baslamislar.
Kaptan Bravo celik gibi gözleriyle gemisine yaklasan korsan filosuna bakmis, sonra korkusuzca adamlarina dönmüs ve sakin bir sesle bagirmis:
"Kahverengi pantolonumu getirin bana!"


KAMUFLAJ

Askerde kamuflaj yarışması var... Herkes cuvallara giriyor, komutan gelip tekme atıyor onlarda hayvan sesleri çıkarıyorlar komutan onaylıyor...
Birinci çuvala vuruyor.. Hav hav hav.
Komutan aferin diyor köpek çuvalı....
İkinci çuvala vuruyor, miyav miyav..
Komutan gene beğeniyor.. Böyle on onbeş çuval geziyor. Hepsi çok iyi taklit yapıyorlar...
Enson çuvala vuruyor ses yok...
Daha sert vuruyor gene ses yok, tekme, tokat, tahta, tüfek, ses yok...
Askerlere emir veriyor iyicene tekmeleyin...
Çuvaldan kan sızmaya başlıyor..
Beş dakika sonra da ince, bitkin bir ses:
'Patateeeeeees'


GERİ ZEKALI KAMYON ŞOFÖRÜ

Mehmet er olarak askerliğini yapmaktadır. Ve komutan her gün Mehmet'i 10 km. uzaktaki şehir merkezine yürüyerek gönderir ve kendisine günlük bir Hürriyet gazetesi aldırır.
Mehmet her ince şehir merkezine yürüyerek gider ve ogleden sonra saat 15,00e doğru da kışlaya geri gelerek komutanına aldığı gazeteyi verir.
Aradan 10-15 gün geçer ve Mehmet hergün ayni işlemi yapmaktadır.
Bir gün Mehmet bu adar uzun yolu hergün gitmeye dayanamaz ve şehre gazete almaya gittiğinde aynı Hürriyet gazetesinden 4 adet alır ve karargaha geri döner ve komutana gazetelerden bir tanesini verir. Diğer 3 gazeteyi de kendisinde saklar.
2. gün Mehmet sanki şehre gitmis gibi yapar ve garnizonda sota yerlerde oyalanır ve öğleden sonra saat 15,00 e dogru dün aldığı Hürriyet gazetelerinden birisini daha komutana verir.
3. gün Mehmet şehre gitmez ve ogleden sonra saat 15,00 e dogru komutanın yanına giderek aldığı gazetlerden bir tanesini daha verir.
4. gün de ayni şeyi yapar ki; komutan Mehmete hışımla seslenir ve derki:
'Sen bu gazetelere gelirken göz gezdiriyor musun, bakıyor musun?
' Mehmet endişe ile ve korkarak 'hayır komutanım hiç bakmıyorum' der.
Komutan tebessüm ederek Mehmet'i yanına çağırır ve der ki
'Gel o zaman sana komik bir şey göstereyim, geri zekalı bir şoför, 3 gündür ayni araba ile ayni ağaca çarpıyor...
Bak 3 gündür gazetede adamın da, carptığı arabanın da agacın da resimlerini koyuyorlar' der.


DİKTATÖR

Diktatör general askerleri ile yolda giderken askerlerden biri hapşırmış.
Diktatör arkasını dönüp:
'Kim hapşırdı demiş:
' Askerler korkudan bir şey söyleyememiş.
Diktatör bunun üzerine birinci sırayı kurşuna dizmiş.
Sonra yola devam etmişler biraz sonra yine bir hapşırık sesi gelmiş.
Diktatör kim hapşırdı deyince yine korkudan kimse kimin hapşırdıgını soyleyememiş.
Bunun uzerine diktator ikinci sırayı kursuna dizmiş.
Biraz sonra yine birisi hapşırmış.
Diktatör arkasını donup sormus kim hapşırdı diye.
Bi asker ben hapşırdım demiş .
Diktatör general askere dönüp:
Çok yaşa demiş.



ÇABUK ÇAĞIR

Yüzbasinin çok sevdigi ve güvendigi Onbasi Mehmet'in cezalandirdigi er, yüzbasinin karsisinda :
-Komutanim benim bir sikayetim var.
-Söyle.
-Mehmet onbasi beni dögdi.
-Git, ben onun cezasini veririm.
-Ama yüzbasim; hem dögdi , hem sögdi. -Anladim, git cezasini veririm.
-Anama babama laf etti.
-Git cezasini veririz dedik ya.
-Benim anam da yohtur, babam da yohtur.<
-Allah rahmet eylesin.Benim de öyle.Sen git anladim.
-Ama yüzbasim, Mehmet onbasi benim anamaa da laf etti , babama da laf etti.Anam da yohtur, babam da yohtur.Anam da sensin, babam da sensin.
Yüzbasi :
-Derhal kos; çagir Mehmet Onbasi'yi buraaya! dedi.


BİSKÜVİ

Acemi er, levazim basçavusuna yakinir :
-Basçavusum, bize yemekte ördek böregi vverdiler.Yemin ederim ki, içinde bir gram bile ördek eti yoktu.
-O halde? diye yanitlar basçavus.
Seen hiç asker bisküvisi yedin mi?
-Sey...yani evet, basçavusum.
-Içinden hiç asker çikti mi, ulan!


YAHUDİ ASKER

2'ci Dunya Savasi sirasinda Rus ordulari geri celiyorlar. Ve rus generali durumu kurtarmak icin askerleri tesvik etmeye karar vermis. Her getirilen olu nazi icin 10 ruble vaad etmis. Askerler saldirdilar. Catismadan sonra kimi 1 kimi 3 cesed getiriyorlar ve paralarini cash aliyorlar. Bu ara bir yahudi asker bir vagon surukleyerek getirdi Vagonun kapisini acti - icerisi ceset doluydu General bunu gorunce sasirdi ve askeri kenara cekerek soyle dedi. ' Asker ,anlarsin ya butcemiz zaif ,haydi ben sana 7.50 ruble cesetbasi verim' Asker 'olmaz' dedi' zaaten bana gelis fiyati 8.30 ruble '


30 DERECE DOĞUYA

Bir savas gemisi karanlik ve sisli bir gecede yol aliyormus. Derken kaptan koskundeki komutan tam karsida ve uzakta uzerlerine dogru gelen bir isik farketmis. Hemen karsi tarafa sinyal gondererek su mesaji gecmis:
-'Derhal rotanizi 30 derece doguya cevirriniz'
Karsindan aninda cevap gelmis:
-'Sen rotani 30 derece batiya cevir!' Komutan sasirmis, biraz da sinirlenmis, mesaji tekrarlamis:
-'Rotani derhal 30 derece doguya cevir, emrediyorum!'
Karsidan cevap:
-'Asil sen rotani 30 derece batiya cevirreceksin!'
Komutan ofkeden kuplere binmis, bir mesaj daha yollamis-'Ben 30 yillik kaptanim, sana son kez emrediyorum, rotani 30 derece batiya cevir!'
Cevap:
-'Sen 30 senelik kaptansan ben de 20 senelik denizciyim, sen rotani 30 derece doguya cevir'
Komutan, o kadar sinirlenmis ki, hemen murettebata butun toplari atese hazir hale getirmelerini emretmis ve son kez bir mesaj gondermis:
-'Burasi bir savas gemisi, derhal rotanii 30 derece batiya cevirmezsen atese baslayacagiz'
Karsidan cevap gelmis:
-'Burasi da bir deniz feneri.. Sen rotani bir an once 30 derece doguya cevirmezsen birazdan kayalara carpacaksin'


AMİRAL KAPICI

Adam zilzurna sarhos halde otelin kapisina gelir, kapida gordugu apoletli, sirmali uniformali adama seslenir:
... Heeey!, bana bir taxi cagir!
adam hiddetle: -!-
ben kapici degil, amiralim!
... oyleyse bana bir gemi cagir! :))

Karışık Fıkralar 1

Suna'nın başı ağrıyordu. Doktor çağırdılar. Doktor hap vererek dedi ki:
- Bu hap şimdi senin baş ağrını geçirir. Peki onu kolay yutabilecek misin?
Kolay yutmasına yutarımda, hap mideme girdikten sonra başıma giden yolu nereden bulacak?



Lüks bir lokantada müşterilerden biri önüne konan yemeği görünce bağırmaya başladı:
- Ben bu baklayı yiyemem. Çabuk bana şef garsonu çağırın! Yan masada oturan adam dudak bükerek cevap verdi:
-Fayda etmez efendim, o da yiyemez!..

*

Ressam İki arkadaş, sergide bir tabloyu seyrediyordu. Biri:
-Şuna bak, dedi, güneşin doğuşunu ne güzel canlandırmış.
Öbürü düzeltti:
-İmkânı yok, mutlaka güneşin batışıdır.
-Belki öyledir. Ama nasıl oluyor da bu kadar kesin konuşabiliyorsun?
-Ressamı tanırım, sabahları onbirden önce kalkmaz.

* *

Öğretmen sınıfta ders anlatıyordu. Bir ara arka sırada oturan öğrencilerden birini işaret ederek:
-Söyle bakalım oğlum, köylüler kurtları niçin öldürürler?
-Kuzuları öldürdükleri için, efendim.
Ön sıralarda oturan Ayla, hemen atıldı:
-Öyleyse kasapları niçin öldürmüyorlar?

* *

Doktor, akıl hastasına sorar:
-Bir kulağını kesersem ne olur?
-Canım yanar.
-Ya iki kulağını keserse
-O zaman iyi göremem.
-Peki ama niçin? '
-Niçini var mı canım? İki kulağımı da keserseniz gözlüğümü nereye takarım?..

* *

Dil bilgisi dersinde öğretmen öğrencilere sordu:
-"Bağırmadım, bağırmadın, bağırmadı" deyince ne anlarsınız? diye sordu.
Kimseden çıt çıkmıyordu. Öğretmen bütün öğrencilerin birden parmak kaldırmasını beklediği için, hayal kırıklığına uğradı.
Neden sonra ön sıralardan Temel ayağa kalkarak söz hakkı istedi. Öğretmen söz verince de cevapladı:
-Önemli bir durum yok efendim. Hiç kimse bağırmamıştır.

* *

Temel İstanbul'a yeni taşınmış. Kapıcı sabah kapıyı çalmış.
Temel, kimseyi beklemediğinden merakla kapıya yönelmiş ve seslenmiş;
-Kim o?
Kapıcı:
-Çöp! diye bağırmış...
Temel gayet sakin ve kibar bir dille konuşmuş:
-İhtiyacımız yok...

* *

Boks maçı hayli heyecanlı geçiyordu. İki boksör ringde kıyasıya dövüşüyorlardı. Ama birinin durumu pek kötüydü. Yumrukları havayı dövüyor, bir teki bile rakibine değmiyordu. Raund arasında menejerine sordu: "Maçı almam için bir şansım var mı?" Menejeri bir yandan terini kurularken diğer taraftan: "Elbette var, diye cevap verdi. Etrafındaki havayı dönmeye devam et. Böylelikle rakibini zatüreden öldürebilirsin.

* *

- Temel bey, dairelerimiz aynı genişliktedir. Sen evi duvar kâğıdıyla kaplattın? Ben de evi dekore edeceğim de. Ne kâdar duvar kağıdı aldın?
- On yedi top aldum.
Komşu da duvar kâğıdını alır, evi kaplatır, ama epeyce de kâğıt elinde kalır.
- Yahu Temel, ben de on yedi top aldım ama, yedi top arttı!
- Eyi, benum da o kadar artmıştı!

* *

- Yahu Recep, bizum Fadume'nun çok köti bi huyi vardur. Gece dörde kadar uyumayı!
- Temelcuğum, peki o saate kadar ne yapayi?
- Penum eve gelmemi bekliyor!

* *

Karadeniz'de bir köyden geçen bir yabancı arabasıyla bir tavuk ezer. Kaçacaktır ama korkar. Dönüşte gene aynı köyden geçecektir. En iyisi sahibini bulup
parasını vermek. Muhtarı bulur durumu anlatır. Tavuğu verir. Ancak tavuk dümdüz olmuştur. Muhtar köylüleri tek tek çağırır. Tavuğu gösterir. Hiç kimse tavuğa sahip çıkmaz. Muhtar sonucu yabancıya açıklar:
- Bizim köyde yamyassı tavuk yoktur.


Temel Karadenizlinin fırınından bir ekmek alacak. Kafasını fırından içeri uzatır:
- Ha oradan bi ekmek vermeni rica edeyirum!
- Ula parasını verecek misun?
- Elbette vereceğum.
- Haçan parasını vereceksen ne diye rica edeyisun?



İsmet Paşanın oğlu Erdal İnönü, bir seçim mitingi için Rize'ye gider. Kürsüde konuşan ince zayıf uzun boylu İnönü'yü gören Temel sorar:
- Habu konuşan adam da kimdur?
Derler ki: İsmet İnönü'nün oğlu Erdal'dır!
- Uy desene Paşanun çok günahını almışuz. Rahmetli II. Dünya Savaşı yıllarında bizleri çok aç bırakmıştı. Baksanıza ne kadar adaletli davranmuş, kendi uşağını da aç bırakarak ne hale getirmiş!



Temel, karısı Fadime'yi bademcik ameliyatı yaptırmıştı. Hastaneden taburcu edilirken, doktor Temel'e bazı tavsiyelerde bulunur ve son olarak der ki;
- Aslında bu ameliyat gecikmiş, daha çocukken yapılmalıydı.
Temel hemen söze girer:
- O zaman faturayı kayınbabamı gönder de, hasabını o ödesun!



Hoca, minberden cemaate hitaba başlar:
- Ey cemaat-i müslimin, deyince: Arkalardan Temel, cevap verir:
- Efendum! Bağa mi deyisun?



Temel'in vecizesi: "İnsanlara baluklar aynı tehlikeye maruzdurlar. Her ikisi de ağzını açınca başları belaya girer.

Eskimo'nun biri ölünce, Cehennem'e atmışlar. Zebaniler sesini duyamuyınca kapıyı aralamışlar. Eskimo:
- Kapatın şu kapıyı! İçeri soğuk giriyor, üşüyorum. demiş.

Temel ile Dursun denize yüzmeye giderler. Temel boğulur. Savcı gelir araştırma yapmaya ve Dursun'a sorar:
- Olay nasıl oldu.
- Savci bey olay molay yok... Temel bi talup geleceğim dedi ama siz da göriysiniz gelmedi...

Adamın birisi kendisi hakkında kötü sözler söyleyen birine haddini bildirmek için evine gider. Fakat adamı evde bulamaz. Öfkesinden kapıya büyük harflerle "EŞEK" diye yazıp döner.
Bir kaç gün sonra o adamdan şöyle bir yazı alır:
- Bize gelmişsin. Kapıya attığın imzadan anladım.

Her gün Temel sabah erkenden Dursun'un evine gidiyormuş ve "Soğuk çay var mı?" diyormuş. Dursun da "yok" diyormuş. Bu bir kaç gün sürmüş. Dursun bir gün merak edip soğuk çay hazırlamış. Temel gene gelmiş. "Soğuk çay var mı?" demiş. Dursun da var demiş. Temel de "İyi ısıt da içelim" demiş.



Adam doktorun karşısındaki koltuğa oturdu.
- Durum çok kötü doktor bey, bir dakika önce olan herşeyi unutuveriyorum.
- Peki niçin hatırlamaya çalışmıyorsun.
- Neyi?


- Ula Temel, senden polis olmaz. Nasıl kaçırdın elindeki azılı hırsızı!
Sormayın komiser bey. Bir anluk dalgınluğum sebep oldu. Üstünde "girmek yasaktır" tabelası bulunan bi yere girdi, arkasından gidemedum!



Komiser sorar:
- Temel, köpekleri atlatıp, kümesten tavuğu nasıl çaldın?
- Komiserüm, onu söylemem, meslek sırrıdır!
- Ama ben söyletmesini bilirim!
- O da sizin meslek sırrunuzdur!



Komutan sorar:
- Söyle bakalım Temel, cephanelik önünde nöbet tutuyorsun, birden cephanelik infilak etti, ne yaparsın?
- Herkesin duyması için havaya bi el ateş ederum komitanum!


İngilizler ve İskoçlar arasında yıllardır süren bir tartışma vardır. İngilizler her defasında İskoç kahvelerini basıp "Wilsonlar ayağa kalksın" deyip Wilsonları kurşuna dizip arkasından da "Eriksonlar ayağa kalksın" deyip Eriksonları kurşundan geçirirlerdi. Bu olay İskoçların çok moralini bozmaya başlamıştır. Toplanıp bu olaya bir çözüm getirmeye çalışmışlar içlerinden en hakiki İskoç "buldum" diye bağırır. Wilsonlar ayağa kalksın dediklerinde Eriksonlar ayağa kalksın, Eriksonlar ayağa kalksın dediklerinde Wilsonlar ayağa kalksın; böylece onları kandırmış oluruz.



İki Kayseri'li maç sahasının önünde köfte satarken Birisi diğerine şöyle der.
- Ula Ehmet bir bilet al maçı öğren gel, der.
Ehmet gider ve maçı öğrerüp gelir durumu Arkadaşına anlatır:
- 2 direk dikiyler, ortaya bir kabak koyiyler. 21 avanak peşinde koşiyler. 2 direğin arasına girince gool diye bağriyler, birde utanmadan kısa don giyiyler.



Garson Temel'i, lokantanın nıüşterilerinden biri, yanına çağırıp, azarladı:
-- Bana getirdiğin tavuğun bir bacağı diğerinden daha kısa. Bu ne rezalet?
Temel, öfkeyle cevap verdi:
-- Ben sana o tavuğu dans edesin diye değil, yiyesin diye getirdim!..

Bir gün Bismark, harpte yararlılık gösteren bir askere madalya takarken:
-- Asker, yüz altın mı istersin, yoksa bu madalyayı mı?
Asker:
-- Madalyanın kıymeti nedir? der. Bismark:
-- Maddi kıyıııeti aşağı-yukarı üç altın, diye cevap verir.
Asker :
-- Öyleyse 97 altınla madalyayı isterim! der.


Adamın biri otele gelir:
-- Burada bír gece kalmak istiyorum. Fakat oda istemiyorum.
-- Oda istemiyor musunuz?
-- Hayır ben uyur gezerim. Uzun bir koridorunuz varsa, mesele yoktur. Sabaha kadar dolaşır dururum.


Temel gittiği göz doktoruna dert yanıyordu.
-- Ne zaman çay içsem sağ gözüm ağrıyor doktor bey.
Doktor, Temel'ın gözlerini kontrol ettikten sonra anlamlı anlamlı başını salladı ve gülerek cevap verdí:
-- Hımmm. Durunı anlaşıldi. Çay içmeden önce kaşığı bardaktan çikarın. O zaman sağ gözünüz ağrımaz.



Lokantaya giden Temel garsondan bardak istemiş.
Garson da masada ters duran bardakları göstererek:
-- Masada var ya' demiş...
Temel bardağı eline almiş ve biraz inceledikten sonra kaşlarını çatmış ve sítem dolu bir sesle konuşmuş:
-- Onlarín dibi deìik, üstü kapalì demiş...



Din dersi öğretmeni, öğrencilere bütün insanların Adem ve Havva'dan geldiğini söyledi. Bir öğrenci söz aldı:
-- Bu doğru değil.
-- Nasıl yani? dedi öğretmen.
-- Babam bize maymundan geldiğimizi söyledi.
-- Sevgili çocuğum, dedi öğretmen, sizin özel aile tarihiniz bizi hiç ilgilendirmiyor.



Temel uzun zamandır görmediği Cemal'le Îstanbul'da karşılaşır:
-- Uşak, nasılsun pakayum? - Îyiyum.
-- Çocuklarun nasuldur? - Onlar da çok iyidur.
-- Ha karin nasıldur?
Temel böyle sorunca, Cemal'in birden yüzü değişir... Temel arkadaşının karısının geçen yıl öldüğünü hatırlayıp, hemen şöyle der.
- Yani aynı mezarda mi yatayü!

Polise bir ihbar gelir. Temel ile Dursun kaza yapmıştır.
Polis olay yerine geldiğinde görür ki, arabalar sapa sağlam, Temel ile Dursun'un ağzı burnu dağılmış. Polis sorar:
-- Anlat Temel. Olay nasıl oldu?
-- Komserum... Hava sisli olduğundan kafamı pencereden çıkarmış öyle gideydum. Meğersem Tursun da karşidan öyle geleyirmuş


FARK
Küçük John okuldan eve gelir ve üzgün bir sekilde, "Matematik
dersinden 1 aldim" der. Babasi hemen sorar, "Neden ?" "Ögretmen 3x2 kaç eder?" diye sordu, ben de "6" dedim. Babasi hemen oglunu tasdikler ve
"Fakat bu dogru" der. Ondan sonra da "ögretmen 2x3 kaç eder?" diye sordu.
"Has siktir, ne farki var ki ?"
"Ben de ögretmene aynisini söyledim

AIDS
Adamın biri kanserden oluyormus. Olum doseginde oglu sormus:
&#8216; Baba neden AIDS&#8217;ten oldugunu soyluyorsun herkese?&#8217;
Baba &#8216; Ben oldukten sonra kimse annenle berabar olamasın diye!&#8217;

SEKS SIRASINDAKİ TEPKİLER
Telekız: Hala bitmedi mi?
Genc kız: Devam et! Devam et!
Yaslı kadın: Daha! Daha!
Evli es: Yeni perdeler almamız lazım!

EN İYİ POZİSYON
69 dan once en iyi pozisyon 88 dir.
Anlamı you 8 me and I 8 you! (İngilizce okuyunuz!)

TARZAN
Jane Tarzan&#8217;a: Tamam eger seninki 20 cm se seninle evlenecegim.
Tarzan sok olmus! &#8216; Ne? Tamam tamam! Cunku ben seni sevmek ve onu kesmek!&#8217;

AKIL SAĞLIGI YERİNDE OLMAYAN BİRİNİ NASIL ANLARSINIZ?
Vahsi, kontrol edilemez, nadiren banyo yapar,
Cok kotu gorunur, cok kotu kokar,
Delice davranır,
Klavyeyi tutar ve bu mesajı okur!&#8217;

SORULAR
Hitler kamplarindan birinde bir gun dolasirken Yahudileri toplamis. Bir soru sormus
"4 artı 2 kac eder?"
Yahudiler "7 eder " diye bagirinca sinirlenen Hitler"Yakin boyle toplama kampini" demis.

Bosluktaki fil'e ne denir?
Fill in the blanks!

Gemide kaptan tayfalarından birini cagirmis. "5 eksi 2 kac eder?"
Tayfa 4 eder diyince kaptan sinirlenmis ve "Burasi ne bicim cikartma gemisi leyn" diye bagirmis.

Yikanan Ton'a ne denir?
Washington!

Adamin biri birgün kafasini ıslatmadan şampuanlamaya baslamis. Annesi de:
Oglum hiç saç islatilmadan sampuanlalnir mi? deyince adam:
Ama anne bu şampuanda "kuru saçlar için" yaziyor!!!

Geçen gün bir taksi çevirdim; hala dönüyor

Apo birgün militanlarina "4 bölü 2 kaç eder?" diye sormus! Hepsi bir agizdan 20 diye bagirmislar.
Apo sinirlenmis. Ayaga kalkmis ve bagırarak: "Siz ne biçim bölücü örgütsünüz?" demis.

Adamin birinin elinde koltuk yayi, keman yayi, amortisor yayi gibi yaylar varmis. Bunlari sirayla isiriyormus. Bunu gören arkadasi meraklanip ne yaptigini sormus. Adam da yanitlamis:
-Yayla lezzet testi.

Delinin birisi saatini hastane bahçesindeki havuza atmis. Bunu gören arkadasi yanina yanasmis ve konusmaya baslamislar:
- Niye attin saati havuza?
- Nasil yüzdügünü görmek için.
- Peki, kurdun mu?
- Hayir
-Enayi, hiç kurmadan yüzer mi?

Tanri ikinci zenciyi de yaratmis! Tüh bu da yandi, demis!

Temel'i supermarket onunde kocaman bir orkid paketiyla goren Cemal ne yapacagini sorunca Temel
- Pununla tenis oynayapilirsun, pisiklete pinepilirsun, ata pinepilirsun, tenuze cirepiliysun,... demis.
Karadenizlinin birisi bara girmis 'barmen bey' demis, 'limonsuz tekila'
Barmen: Beyefendi limonumuz kalmadi kusura bakmayin portakalsiz versek olur mu?

Sisman adamin biri birgün yolda yürürken karsisina bir cin çikmis. Bu cin hemen adamin yanina yanasip adama: "Dile benden ne dilersen! üç istegini yerine getiricem!" demis.
Adamda sevinmis ve
1)Ince olmak istiyorum!
2) Yillardir hep kadinlardan uzak kaldim! Kadinlara yaklasmak istiyorum. ve son olarak
3) kanatlarim olsun ki uçayim! demis!
Bir iki saniye sonra adam kanatli orkid ped olmus!

AYAKLARI UZUN
Temel yeni yaptığı ahırına hayvanları yerleştiriyormuş. Fakat sıra develere geldiğinde, develerin kapıdan geçemediğini anlamış. Başlamış kapının üst kısmını parçalamaya. Ordan geçen biri.
adam -Birader napıyon sen?
temel:
-Ula devenin boyni çok uzun , kapıyu uzatayrum
adam:
-Ulan salak kapının girişindeki toprağı biraz kazsana..
temel:
-Salak sensin da, devenin boynu uzun ayakları değul !!!
_______________________________________________

TEMEL VE KÖPEĞİ
Temel ve köpeği Karabaş trene binerler.Aynı kompartmandaki yolculardan biri Temel'e:
-Köpeğinize dikkat edin lütfen,şu anda kocaman bir pirenin vücudumda dolaştığını hissediyorum.
Temel gayet sakin:
-Uy karabaşum dikkat edesun,bu adamda ppire vardur,sana ta geçebulur
_______________________________________________

PROPAGANDA
Temel secimlerde aday olmus, buyuk kalabaliga karsi konusma yapacak, hazirlanmis, kursuye cikmis. Cebindeki kagidi aramis bulamamis. Bunun uzerine secmenlere seyle seslenmis:
- Sevgili hemsehrularim, puraya celirkeen neler soyleyecegimu pir Allah pir de pen pileydum, simdi ise sadece Allah piliy.
_______________________________________________

Temel deney yapınca
Cenevre Tarim Konferansi'nda katilimcilarin her biri yaptiklari calismalari ve sonucta gerceklestirdiklerini verim artisini anlatiyormus. Sira Temel'e gelince,
-Kuru fasülyeye gül asiladuk, demis. -Peki, punu niye yaptiniz?
-Yellenince gül kokayi.
_______________________________________________

Senin adın ne
--------------------------------------------------------------------------------
Din dersinde öğretmen öğrenciye sorar ?
Adın ne ?
Fatih öğremenim.
Sen fatihayı oku yavrum.
Senin adın ne ?
Kevser öğretmenim
Sende Kevser suresini oku.
Diğer yandan bir öğrenci masanın altına saklanmağa çalışır.
Bunu fark eden öğretmen,senin adın ne yavrum?der
Yasin öğretmenim;ama bana kısaca Subaneke derler.;
===============================================

şart midur
Temel bir gün Dursun'a der ki:
-Ula Dursun ben kararımi verdum "başbakan" olacağum.
Temel:
-Ula uşağum deli misin?
Dursun:
-Şart midur?
===============================================

DAMDA GEZEN AYAKKABI

Trabzon'da bir özel kuruluşun iki elemana ihtiyacı varmış ve bunun için bir sınav açmış. Gerekli duyurular yapılmasına rağmen, topu topu iki kişi başvurmuş. Dursun ve Temel...
Bu durumda ilgililer, "Eh n'apalım. Bari kolay soralım da, bu ikisini işe alalım, bir an önce işimiz görülsün" demişler.
Önce Dursun'u almışlar içeriye. Demişler ki:
- Gündüz gece giyilir, genellikle deri ve köseleden yapılır, ayağı sıcak tutar. Söyle bakalım bu nedir?
Dursun şöyle bir düşünmüş ve:
- Bağcıkları var mı, diye sormuş.
- Var, demişler.
Hemen cevabı yapıştırmış:
- Bildim! Ayakkabı...
- Bravo sen kazandın. Hemen işe başlıyorsun, demişler.
Dışarıya çıktığında, Temel hemen yakalamış Dursun'u:
- Haçan ne sorayler da?
Dursun:
- Çok kolaydur, demiş. Boyle boyle... Bağcukları var mi dedum, yok dediler. Ayakkabı dedum, kazandum, diye anlatmış.
- Ula çok kolaydur daa, demiş Temel.
Ve içeriye girmiş. Sormuşlar:
- Damda gezer, miyav miyav der, pisi pisi diye çağırırız... Söyle bakalım bu nedir?
Önceden kopyayı alan Temel, şöyle bir düşünüp, sormuş:
- Bağcukları var midur?
- Hayır...
- Tamam bildum! Ayakkabinun mokasenidur...
===============================================

Kaynana
Temel bi gün kahveye girmiş. Üstü başı yırtıkmış. N'oldu diye sormuşlar. Temel :
-Kaynanamı gömdük.
Kahvedekiler:
-Iyi de bu halin ne?
-Biraz direndi de.
===============================================

Müebbet
Zamanın en büyük Mayfa babası çok ağır bir suçtan yargılanmaktadır ve idamı istenmektedir. Jüri üyelerinin içinde Temel de vardır. Mafyanın adamları mahkemeden önce Temeli bir kenara çekerler ve şöyle derler:
- Temel ne yap et Babanın idam kararini müebbet'e çevir yoksa bu senin sonun olur derler!!! Temel'in içine korku düşmüştür: Acep ne yapsam da bu adamı kurtarsam" diye düşünür. Dava baslar günlerce devam eder ve nihayet Jüri üyeleri karar vermek üzere odalarına geçerler. Aradan uzun bir süre geçtikten sonra jüri geri gelir ve kararini okur:
- Müebbet hapis derler. Bunu duyan Babanın adamları ne yapacaklarını şaşırırlar doğru Temel'e gidip:
-Af ferim sana Temel
şimdi gözümüze girdin derler. Ehh be Temel iyi güzel de bu işi nasıl basardın diye sorarlar. Temel:
- Sormayın bre uşaklar der millet Beraat Beraat diye tutturdu Muebbete çevirmek kadar aklan karayı seçtim der.
===============================================

Trafik
Trafik polisi Temelin kullandığı arabayı durdurur ve:
-Sizi tebrik ederim beyfendi, bu günkü kontrollerimizde emniyet kemeri takan tek sürücü sizsiniz bu yüzden size üçyüzmilyon lira ödül vereceğiz, ne yapmayı düşünüyorsunuz, demiş.
Temel:
-Hemen cidup bi ehliyet alacagim demiş.
-Ne! senin ehliyetin yok mu?
demeye kalmadan yandan Fadime söze girmis:
-Siz ona bakmayın memur bey içince hep böyle sapıtıyı
Polis iyice sinirlenmeye başlamiş.
Derken arkadan dursun:
-Ula ben size demedimmi çalintı arabayla yola
çikmayalim başımiza bi iş gelir diye.
Trafik polisi iyice zivanadan çıkmış ve bagajdan idris
atlamiş:
-Noldu uşaklar geçtik mi sınırı?
===============================================

Pijama
Temel ve Fadime arkadaşının evine gitmiş.Geç saatlere kadar oturmuşlar ve çok kötü bir yağmur başlamış.Ev sahibi Temel'e:
-Bu gece bizde yatın yarın gidersiniz demiş.Temelin yatağını hazırlamışlar.Fakat Temel gözden kaybolmuş.Sonra kapı çalmış Temel'i sırılsıklam gören ev sahibi nereye gittin demiş.Temel sakin bir şekilde:
-Eve ciddum pijamamı aldım ve celdum demiş.
===============================================

sıra sana da gelecek
Tır şoförü olan Temel uzun bir seferden sonra eve döndüğünde Fadimeyi en yakın arkadaşı Dursun ile yatakta yakalar. Tabancasını çekip Dursunu vurur. Tabancayı bu kez kendi şakağına dayar. Tam tetiği çekmek üzereyken Fadime .
- Temelcuğum, kıyma kendine.
der. Tmel :
- Sus şıllık, sıra sana da gelecek.
===============================================

Telaffuz
Belediyeye şoför alınacakmış, hiç karadenizli almamışlar. Sebebi sorulunca: Bizim otobüsler kalabalık olur , "sıkışın" diye bağırmak gerekir. Doğru
söyleyebilen bir karadenizli bulamadık.
===============================================

Şaplak
Adamin biri sinemaya gider. Tam sinemada film başlarken önüne saçını
kazıtmış biri oturur ve sinemanın ışıkları bu saçını kazıtmış adamın
kafasına vurur... Arkasındaki adam bir türlü filmi izleyemez. Adam
içinden "şunun ensesine bi tane yapıştırayım" der sonra
"Oğlum adam iri yari... Ellese bile beni parçalar" diyip vazgeçerken yanına
Temel oturur..
Adam Temel'e dönüp "Şu kafasını kazıtmış adamın ensesine bi tane vur
sana 5 milyon verecem" der. Temel de dayanamaz adamın ensesine bi tane
yapıştırır ve devam eder "Ulan Hasan sen burada mıydın" der. Adam dönüp
"Ne Hasanı kardeşim" der Temel de "Pardon kardeşim karıştırdım" der ve
adam önüne dönünce 5 milyonunu alır.
Adam dayanamaz ve Temel'e dönüp "Kardeş bi tane daha yapiştır sana 10
milyon verecem" der. Temel bi tane daha adamın ensesine vurur ve ilave
eder "Hasan sensin be yeme beni" Adam dönüp "Hasan değilim kardeşim be "
diyip ön koltuklardan birine oturur.
Temel'in yanındaki adam artik filmi birakıp bu kafasını kazıtan adamı
aramaya başlar ve bulur hemen Temel'e dönüp "Bak kardesim işte oraya
oturmuş. Git ensesine bi tane daha vur sana cebimdeki tüm parayı
verecem" der. Temel hemen kafasını kazıtmış adamın arkasına geçip
ensesine bi tane yapıştırıp
"Ulan Hasan burda mıydın, ben de yarım saattir arkadakı adami sen sanıp ensesine vuruyorum" der...
===============================================

Noşut
Temel Afrika'ya safariye gitmiş. İlk günün sonunda gece otelin lobisinde avcılar konuşuyormuş. İngiliz ben bugün 1 gergedan vurdum demiş. Fransız ben de 1 aslan vurdum demiş. Temel de ben de 1 noşut vurdum demiş. İngilizle Fransız anlamamış ama cehaletleri belli olmasın diye de sormamışlar. Ertesi gün yine ava gidilmiş gece yine toplanmışlar. İngiliz ben 2 kaplan vurdum demiş.Fransız ben de 1 fil vurdum demiş. Temel ben 4 noşut vurdum demiş.İngiliz dayanamamış sormuş: "Kusura bakma ama noşut nasıl birşeydir? Bunca yıllık avcıyım hiç duymadım." Temel de "Ben de ilk defa burda gördüm. Kara kara birşeyler insana benziyorlar. ellerini kaldırıp noşut noşut diye bağırıyorlar demiş.
===============================================

Sünnetçi
Temel,İngiliz ve Fransız bir trende gidiyorlarmış.Bir sinek Fransız'ı rahatsız ediyormuş.Fransız çekmiş kılıcını sineği otadan ikiye bölmüş.Cebinden kimliğini çıkarıp:
-Fransız Kraliyet Ailesi.demiş.
Başka bir sinek İngiliz'i rahatsız ediyormuş.İngiliz kılıcını çekmiş ve sineği ortadan ikiye bölmüş.Sonra cebinden kimliğini çıkartıp:
-İngiliz Kraliyet Ailesi.demiş.
Başka bir sinek de bizim Temel'i rahatsız ediyormuş.Temel kılıcını çıkartıp sineğe sallamış.Sineğe hiç birşey olmamış.Sonra cebinden kimliğini çıkartıp:
-Fenni sünnetçi demiş...
===============================================

Günlük gazete
temelle fadime bir dağ evinde yaşıyorlarmış.dagda gazete olmadıgı için temel fadimeyi her gün kasabaya gazete almaya gönderirmiş.her gün gazete almaktan sıkılan fadimenin aklına bir fikir gelmiş.kasabadan aynı gün aynı gazeteden on tane almış ve eve saklamış.temel istedikçe gazeteleri vermiş.dördüncü gün temel karısını çağırmış.fadime temelin bu oyunu anladığını zannetmiş ve korkarak temelin yanıma gitmiş.tammm kızacak diye düşünürken temel şöyle demiş:'yahu şu dünyada ne aptal insanlar var.dört gündür aynı adam aynı yerde aynı ağaca çarpıyor.'
===============================================

Tarak
Temel uçağa binerken merdivende bir bakmiş önünde Sharon Stone haltetmiş bir dilber.. Muhteşem de bir mini.. Temel içini çekerken bir bakmış, yeri dilberin tam yanı.. Oturmuşlar.. Uçak havalanmış. Dilber çantasina uzanmis. Içinden bir bulmaca dergisi, bir kurşun kalem çıkarmış. Başlamiş çapraz bulmacayı çözmeye.. Temel heveslenmiş..
"Şimdi bir yerde takılır, bana sorar, böylece muhabbete başlarız" diye.. Beş dakika geçmeden dilber Temel'e sormuş, gerçekten.. Kısık, bir sesle sormuş:
"Beş harfli bir kelime. Sonu arak.. Başına bir harf koyarsanız kadınların en sevdiği alet olurmuş, biliyor musunuz?" diye..
"Aman Tanrım" demiş Temel, Amerikan filmlerindeki gibi.. "Aman Tanrım.. Bu güzel kadına o kelimeyi nasıl söylerim ben.. Mutlak bir başka kelime olmalı.." Başlamış düşünmeye.. Beş dakika sonra jeton "Dank" diye düşmüş.. Kadına dönmuş:
"Tarak olabilir mi, hanimefendi?.. Tarak!.."
"Harikasınız" demiş dilber.. "Silginiz var mı acaba?.."
===============================================

inek testi
Bir gün Temel ve Dursun bakmışlar Türkiye'de iş yok Almanya'ya gitmeye karar vermişler ama ceplerinde para yok... O zamanlarda Almanya'ya hayvanlar bedava gidiyolarmış, bunlarda neleri varsa satıyolar ve bir inek kostümü alıyolar. Temel öne Dursun'da arkaya geçiyor ve gümrüğe gidiyolar gümrükteki memur bunları bir test edeyim diyor ve ineğin önüne bi tomar saman getiriyor sen gerçek ineksen bu samanları yersin diyor. Temel mecburen yiyor ondan sonra memur bir kova su getiriyor eger sen gerçek ineksen bunu içersin diyor ve Temel içiyor.. Memur bu sefer bi tomar taze ot getiriyo ve ineğin önüne koyuyor Temel mecburen yiyor... Artık Temel şişiyor ve bir lokma bir şey yiyemez hale geliyor. Ama bu sırada Temel başlıyor gülmeye. Dursun merak ediyor. Soruyor ula Temel neden gülirsen. Temel de cevap verir memur bizim gerçek inek olup olmadığımızı anlamak için bir tane öküz getiriyor...
===============================================

Şeytana uydum
Temel bir gün bir kadına tecavüz etmiş.Yakalayıp hakimin karşısına çıkarmışlar.Hakim sormuş:
-Niye kadına tecavüz ettin demiş.
-Şeytana uydum beni salın demiş.
Temeli salmışlar.Temel birkez daha bir kadına tecavüz etmiş.Gene aynısı olup salmışlar.3. 4. 5. derken birdaha tecavüz etmiş.yakalamışlar hakimin karşısına oturtmuşlar gene şeytana uydum demiş. Hakimde "ulan it, şeytanın işi gücü yok da sana pezevenklik mi yapsın"
===============================================

Köprü
Fransa,İngiltere ve Türkiye ortak bir köprü yapacaklarmış.Türkiyeden temsilci olarak Temel seçilmiş.Köprü inşa edilmiş açılış günü gelmiş.Açılış tam yapılıyormuş ki köprü yıkılı vermiş. İngilterenin temsilcisi O kadar Çeliğime yazık oldu diğe kalp krizi geçirerek ölmüş.Fransanın temsilciside O kadar kumuma yazık oldu diğe kalp krizi geçirerek ölmüş.Bunların üzerine Temelde iyiki çimentoyu yerleştirmedim yoksa bende kalp krizi geçirerek ölücektim demiş.
===============================================

otoban
Temel otobanda arabası ile son sürat yol almaktadır.Bir anda radyoda dinlediği müzik sesi kesilir ve bir anons verilir; "Dikkat.. Dikkat..tüm sürücülerin dikkatine otobanda bir araç oldukça süratli bir şekilde ters yönde ilerlemektedir." Anonsu duyan Temel kendi kendine söylenir.
"Hangi biri be kardeşim... hangi biri?..."
===============================================

Kafiyesi yok ama...
İdris'le Dursun, kahvede ayrı masalarda hafif sıkkın oturuyorlar.
İdris sesleniyor:
- Bana "ayran" desena...
- Ayran!
- Uyy, ben da senun karuna hayran!
Fena halde bozulan Dursun, biraz sonra İdris'e sesleniyor:
- Bana "gazoz" desena...
- Gazoz...
- Uyy, ben da senun karini öptum...
İdris, dudak büküyor:
- Bu söylediğunun kafiyesi yoktur...
Dursun sözü bağlıyor:
- Kafiyesi yoktur ama asli vardur!
===============================================

Yağmurluk
Amerikalı, Rus ve Karadenizli aynı otelde kalırken gece yarısında yangın çıkar. Panik içinde yukarı katlara koşarlar. Çaresizlik içinde Amerikalı, odada duran bir şemsiye bulur, "Başka şansım yok" diyerek şemsiyeyi açıp atlar. Şemsiye sağlamdır, Amerikalı paraşütle iner gibi sağ salim yere varır. Bunu gören Rus, yandaki odadan başka bir şemsiyeyi bulup paraşüt gibi kullanarak atlar; o da kurtulur. İkisi de yukarıya bakarak merak içinde Temeli beklerken yanlarına, hızla dusen bir cisim çarpar. Gidip bakarlar: Temel. Hayatta ama kan revan içinde ve her tarafi kırık. Amerikalı merakla: "Ne oldu?" diye sorunca Temel; "Şemsiye bulamadım. Ama dolapta yağmurluk vardı" demiş.
===============================================

meyhaneci
Of'lu hoca Cuma namazında içki içenleri fena azarlıyordu: "Paranızı sokağa atıyorsunuz. Kazanan kim? Meyhaneci... En büyük dükkan kimin? Meyhanecinin... En güzel ev kimin? Meyhanecinin... Ya en güzel araba? Meyhanecinin... Bu paraları veren kim? Ha sizin gibi kafasızlar..."
Aradan 2 hafta geçer, Temel koşarak hocanın yanına gelir ve ellerine sarılıp öperek: "Allah razı olsun hocam, senin verdiğin içki vaazı sayesinde hayatım kurtuldu.." Hoca memnun: "Aferin, içkiyi bırakmanın mükafatlarını ahirette de göreceksin oğlum." der. Temel düzeltir: "İçkiyi bırakmadım hocam, meyhane açtım!"
===============================================

İş Gücü
Temel bir grup arkadaşıyla çukur açıyormuş.Bir başka grupda gelip çukurları kapıyomuş.Adamın biri çok merak etmiş ve ne yaptıklarını sormuş.
Temel:
-Bir grup daha fardu,onlarda fidan dikeydu,bucün gelmeduler,piz de pizim işler geri kalmasın diye çalişayruz...
===============================================

Ingiliz
Ingiltere ye gezmeye giden Temel taninmamak icin gördügü Türklere selam vermiyip selam da almiyormus...
Fakat Türk´ün üstelik de hemsehrisinin biri Temel deki burnu görünce
"Bu kesun lazdur" Demis ve pesine takilmis.
Yanasip sormus Temel´e;
"Kardasum sen laz musun?"
Temel den cit yok...
Adam yine sormus;
Kardasum Laz musun?"
Temel yine bakmamis adama.
Adam israrla takip edip devamli"Kardasum laz musun" Diye sorunca Temel adama dönüp söyle demis;
"Inciluzum Inciluz..."
===============================================

marangoz
bizim temel marangoz ama ne marangoz mesleğinin zirvesinde derken trabzona dünyanın en büyük sirki geliyor çadır direğini dikmek içinde usta bir marangoza ihtiyaç var arayıp soruşturuyorlar en iyi usta olarak temeli tavsiye ediyorlar temel sirke gelip ne iş yapılacağına bakıp takımlarını alıp geliyor ve direğin üstüne çıkıp başlıyor direği yere çakmaya bu sırada sirkin patronu aşağıdan temeli seyrediyor derken temel birden havada iki parande üç salto atarak yere iki ayağının üstüne ve ellerini bacağının yanlarına vurarak sağlam bir şekilde düşüyor bunu gören patron içtiği puroyu yutuyor ve koşarak temelin yanına gelip aynı hareketi yapmasını ve bunun karşılığında ise çok büyük para kazanacağını anlatıyor temel ise kesinlikle olmaz diyor patron gene aynı hareket için para ve 20 senelik ip canbazlarının bile bu hareketi yapamadığını anlatıyor adam ısrar ediyor temel kabul etmiyor adam gene ısrar temel en sonunda adamın kulağına eğilip ula hemşerim benim her sefer aynı hareketi yapmam için direğin tepesinde aletin başına mı vurmam lazım
===============================================

Giyotin
devrin birinde, bir alman,bir ingiliz ve bizim temel amerikada birlikte suç işlemisler ve mahkeme idam edilmelerine karar vermiş. hakim bizimkilere üç seçenek sunmus( ilk önce almana) ;
-asılmayi,yanarak ölmeyi mi yoksa giyotini mi tercih edersin?
alman düşünmüs.yanarak ölmek acı verir, idamda can cekişirim en iyisi giyotin...
kafasini sokmuslar cellat ipi çekmis tak giyotin almanin kafasina gelince durmuş...
halktan sesler yükselmeye baslamis,
hakim;
-bu allahin sevgili kuluymus bunu serbest birakın.
serbest birakmislar almani.
sira ingilize gelmiş ingilize de ayni seçenekler sunulmus.ingilizde düşünmüş...
himm yanarak ölmek acı verir, idamda kötü, en iyisi giyotin...
kafasini sokmuslar cellat ipi çekmis giyotin inmis inmis ingilizin kafasinin üstünde durmus yine...
halktan sesler yükselmeye başlamis yine.
hakim;
-bu da allahin sevgili kuluymuş bunu da serbest birakın.
ingilizide serbest birakmişlar,sıra temele gelmiş..
hakim yine ayni soruyu sormuş.
-yanarak ölmek mi?,idam mi? giyotin mi?
temel düşünmüs ve cevap vermiş,
-yanarak ölmek aci verir,giyotininiz de bozuk zaten en iyisi asın beni..
===============================================

Tüm çıkışlar
TEMEL HAPİSHANEDE GARDİYANMIŞ.BİR GÜN HAPİSHANEDEN BİR SUÇLU KAÇMIŞ.BAŞ GARDIYAN TEMELE TUM ÇIKIŞLARI TUT DEMIŞ,AMA GENEDE SUÇLU KAÇMAYI BAŞARMIŞ.BAŞ GARDİYAN TEMELE''BEN SANA BÜTÜN ÇIKIŞLARI TUT''DEMEDİMMİ?,DEMİŞ. TEMEL ''BEN BUTUN ÇIKIŞLARI TUTTUM O GİRİŞLERİN BİRİNDEN KAÇMIŞ OLMALI
===============================================

Temel uykuda
Bizim temel uyuyormuş. Birden yataktan düşmüş, kalkmış yeniden yatmış.
Biraz sonra bi daha düşmüş ve sevinerek mırıldanmış: İyi ki kalkmışım yoksa üstüme düşücektim.
===============================================

Mustafa
Bizim Temel ajanlığa soyunmuş ve talimatları öğreniyor tabi ajan olduğu için Temel ismi yerine takma isim kullanmasını söyleyip adını Mustafa koyuyorlar ve Temeli İngiltereye gönderip oradaki ajanlarla tanışmasını söylüyorlar.Temel İngiltereye gidiyor ve burada ajanların buluştuğu bir bara giriyor.Burada karşısına çıkan birine tanışmak için adını soruyor.Tabi ingiliz cevap veriyor:
-Bond,James Bond
James Bond da Temele adını soruyor ve bizim Temelde:
-Tafa,Mus tafa
===============================================

Mektup
Karadenizli bir babanin Almanyada calisan ogluna gonderdigi mektuptan:
"Uy sevgili usagum, Allah'in selami tabiidur.
Mektubumu cok yavas yazayrum, Cunkim bilirumki, okuman zayuftur, cabuk okuyamazsun. Benden sana sual edersen, Allahuma pin sukur iyiyum,yeni pir is buldum. Emrimde 1500'e yakin adam var, hepside sessuz sedasuz, kendi
hallerinde... Ne is puldugumu soraysan soyleyecegum patlama, mezarluk pekcisi oldum...
Gectigimiz hafta puraya iki tefa yagmur yagdu... Piri pazartesinden persembeye oburide persembeden pazara...
Bacin Emine bir usak doguracak, daha erkekmidir kizmidir pelli degil, hacan o yuzden saga dayi mi oldin, teyzemi oldin soyleyemeyrum...
Saga kotu bir havadisim var... Emicen Idris havasuzluktan
boguldioldi... Pilirsin rahmetlinin 9 tane usagu vardi, daha fazla usak olmasin diye bir ilac bulmus, prezervatif midur, nedur, bakmiski ustunde,sikica kafana gecur, diye yazulu, oyle etmis, havasizliktan getmis...
Kotu havadisler piter mu?
Pahriyede askerlik yapan 10 usaguda kaybettuk.Pindikleri denizaltu pozulmus,motoru turmus , inmis asagu, denizaltuyu itekleyup, motorunu calistirmak istemuslar...
Temel emicende tukkan actu, o da 30 a alduguni 25 e verir, surumden kazaniyormus oyle dedu...
Bizim koye findukcularun Temel'i muhtar sectuk, akullu usakta...Gecen gun hepimizu zelzeleye karsi asi etturdu. Temel hem akillidur, hemde durusttur... Gecenlerde bir taksinin soforu koye varmis, muhtari ariyor, meger yolda bir tavuk ezmis sahibini soraymus. Muhtar Temel tavuga pakmis, ha bu pizden deguldur
pizumkoyde yassu tavuk yoktir demis...
Senin kucugun Ergin cok akullu usak cikti. Gecen gun tepeye varmis, elinde bir ip sallayip duriy. Anan uy usagum ne edeysun orada, demis.O da
heva durumuna bakayrum demis. Cektum oni aksam karsuma, anlat bakayum su hava turumu isinu dedum. Anlattu, meger ip sallaninca havanin Ruzgarli
olduguni; ip islanunca da yagmur yagduguni anlaymis. Cokakillu usak vesselam. Sen o yasta boyle akillu
degildun.
Senin gonderdigun resmi alduk, pir yaninda bir Alman herif piryaninda pir Alman karisi var, ortada da sen. Iyiki resmin arkasina ortadaki penum diye yazmissun yaksam tanimayacaktuk.
Yaa iste boyle usagim. Memlecetten saga pol pol havadis..
Yenihavadis olursa yine yazarum. Baki hudaya emanet ol.
Baban
NOT: Mektupa para koyacaktim, ama gec akluma geldi, zarfi kapatmisum."
===============================================

Hayalet
Bir gün bitane cin Hotele gelmiş. demişki: bitane oda istiyorum.Resepsiyonist Demişki: bitane odamiz var ama içinde Hayalet var.Boşver ben yatarim demiş.Odaya gitmiş tam yatarken hayalet demişki ben seni yicem kıtır kitir yicem derken korkusundan cam dan aşağıya atlamiş ölmüş.Sonra bitane alman gelmiş demişki:bitane oda istiyorum demiş:Reseptionist demişki bitane odamiz var ama Hayaletli.Olsun ben yatarım.Tam yatarken ben seni yicem diye hayalet bağırıyor.Korkusundan camdan aşağıya atlamış ve ölmüş.En son Temel gelmiş demişki ben bir oda istiyorum.Reseptionist demişki bitane odamız var ama Hayaleli.Temel demişki Hayalet yoktur.Odaya girerken gine o ses gelmiş.Temel içeriye bakmiş en son dolap kalmiş dolabı açarken maymun muza diyoki ben seni yicem kıtır kıtır yicem.
===============================================

Güneş
Bir mecliste konuşulurken,
Amerikalı :
-biz mars'a gideceğiz, demiş.
Alman :
-biz yakıtsız giden otomobil üreteceğiz, demiş.
Fransız :
-atom bombasını etkisiz hale getirecek projelerimiz var, demiş.
Bizim karadenizli de onlardan geri kalmamak için :
-biz de güneşe gideceğiz, demiş.
-güneşe gidemezsiniz, demişler. güneş yakar.
Karadenizli gülümsemiş :
-o kadar da enayi değiliz, tabi, demiş. akşam serinliğinde gideceğiz
===============================================

Temel uçakta
Temel uçakla Trabzona gidecekmiş. Oturmuş bir yere rasgele... Asıl yer sahibi gelmiş;
Yer sahibi: Beyfendi burasi benim yerim kalkarmısınız?
Temel: Hayır
Yer sahibi : Beyfendi burasi benim yerim kalkın
Temel: Hayır
Yer sahibi gider hostese başvurur.
Hostes: Beyefendi burasi sizin yeriniz değil kalkarmısınız lütfen
Temel: Kalkmam
Hostes çare bulamayinca kaptana başvurur. Kaptan, Temel'in kulağına bişey fısıldar ve Temel geçer arka tarafa oturur. Herkes hayret etmiş biz bu kadar uğraştik kalkmadı acaba Kaptan nasıl kaldırdı bunu. Dayanamayıp sormuslar kaptana:
Kaptan:
-Dedim ki Burasi Trabzon'a Gitmez.
===============================================

Astronot
3 atranot uzaya gidecek.Bunlardan biri alman biri ingiliz biride bizim temel.Bunlar yıllarca gelmiyecekleri için en önemli ihtiyaclarını sorarlar.Alman bana sarışın,esmer,kumral hatun der.İngiliz bana bol bol içki der.Bizim temel baaa bol bol cigara der.Neyse istekler temin edilip uzaya fırlatılıyorlar.3 astronot aradan yıllar geçiyor geri dönüyorlar.Tabi aileler merakla bekliyor.Önce alman iniyor dalyan gibi alman olmuş iğne iplik.Sonra ingiliz iniyor adam zil zorna sarhoş.Tabiki sıra temele geliyor.Temel kapıda görünür görünmez bi fırlıyor agzında cigarayla:
-"Allahını seven baaa ateş versuuun"
===============================================

Cep Telefonu
Temel otobüste cep telefonuyla konusuyormus,yolcular uyarmis:
-Otobüste cep telefonuyla konusmak yasaktir!Temel telefonun öbür ucundaki arkadasini uyarir:
-Ula Cemal,otobüsün içinde konusmam yasakmis,sen konus ben tinleyeyum!
===============================================

Yıldırım
Savcı, morgdaki üç ceseti incelemek üzere gelmişti.Birinci ceset sırıtıyordu. Savcı nedenini sordu.
"Milli piyangoda büyük ikramiyeyi kazandı, sevincine dayanamadı, kalp krizi geçirdi ve öldu", dediler.Ikinci ceset de sırıtıyordu. Savcı sordu;
-Bu neden sırıtıyor?
-Bunun da oğlu doğmuştu. Sevinçten kalbine yenik duştü.
diye açıkladılar.Üçüncü ceset Temel'in kömur halindeki cesediydi.O da sırıtıyordu.
-Bu neden oldu?.diye sordu savcı.
-Efendim, buna yıldırım çarptı.dediler.
-Peki neden sırıtıyor?
-Fotoğrafını çekiyorlar sanmış
===============================================

Temelin duası
Bir gün Temel balığa çıkar. İyi bir avdan sonra bir tekne balık tutar. Birden hava patlar ve çok büyük bir fırtına çıkar.
Temel dua etmeye başlar.Tanrım beni bu fırtınadan kurtarırsan bütün bu balıkları fakirlere dağıtacağım der içinden.
Hava bir zaman sonra düzelir.Temel evine dönmeye başlar.Bir tarafdanda balıklara bakar ve içinden bu balıklar fazla yarısını dağıtsam olur der. Biraz daha sonra balıklara tekrar bakar ve bu balıkların yarısıda çok fazla, ben bunların çeyreğini dağıtsam olur der.
Biraz daha zaman geçer Temel tekrar balıklara bakar.Tam o sırada hava tekrar bozulur.Temel kafasını gökyüzüne diker ve şöyle der:
-Haçen sende şakadan heç anlamiyesun...
=============================================

Tüp geçit
mısır hükümeti kızıl denizin altına tüp geçit yapmak için ihale açar. ihaleye ingiltereden, amerikadan, japonyadan ve türkiyedende temelin firması olmak üzere birer firma katılır. firmaları teker teker mülakata çağırırlar ve teknik bilgi isterler.
ingiliz firması:
- biz iki taraftanda eşzamanlı olarak tüneli kazmaya başlarız ve denizin altında tam ortada buluşuruz. tüneller arasında maksimum 1 metre bir metre fark olur. 30 metrelik enindeki tüneldede 1 metreyi rahatlıkla düzeltiriz derler.
amerikan firması:
-bizde ikitaraftan kazmaya başlarız ve tam ortada buluşuruz maksimum 50cm farkolur derler.
japon firması:
- biz iki taraftan kazmaya başlarız ve tam ortada buluşuruz. maksimum 20cm farkolur derler.
sıra bizim temele gelir.
temel:
-valla bizde iki taraftan kazmaya başlarız. ortada buluştuk buluştuk buluşamadık iki tüneliniz olur der.
===============================================

Timsah
Şovmenin biri yaptığı şovuyla dünyada çok büyük bir üne kavuşmuş.Şovunu bir timsahla gerçekleştiriyormuş.Sopasıyla timsahın başına vuruyormuş,timsah ağzını açıp adamınkini ağzına alıyormuş,adam tekrar sopayla timsahın başına vurunca tekrar ağzını açıp hiçbir zarar vermeden adamınkini bırakıyormuş.Şovmen bütün dünya ülkelerini gezer,sıra Türkiye'ye gelir.Büyük bir kalabalık şovu heyecanla izlemektedir.Şov biter,şovmen alkışlardan aldığı zevkle seyircilere döner kasılarak sorar:'Aranızda bunu yapabilecek biri var mı?'.Seyircilerin arasından bizim Temel atılır:'Ben yaparım ama söz ver,kafama hızlı vurmayacaksın'
===============================================

Fabrika
Temel bir gün ingiltere'ye ingiliz
arkadaşının yanına gitmiş.Temel'in
dili damağına yapışmış. Arkadaşıda
Temel'e şişenin içine işeyip bira
diye ikram etmiş.Temel durumu anlamış fakat belli etmemiş.Geri dönerken arkadaşına "bende seni bizim memelekete beklerim" diye davet etmiş.
Arkadaşı bir süre sonra temelin evine gelmiş. Tabikide temel geçen hadiseyi unutmamış.Temel'de sıçıp 'okunu suyla karıştırarak ingilize kahve diye ikram etmiş.İngiliz kahveyi içip çok beğenince. Temel'e:
-Bu kahvenin fabrikası nerede? diye sormuş.Temel'de:
-Sizin bira fabrikasının hemen arkasında demiş.
===============================================

Temel ve İsa
Temel bir gün malını mülkünü satıp Miami'ye gitmiş ve oraya yerleşmiş.Gel zaman git zaman Temel'in serveti tükenmiş.Temel başlamış kara kara düşünmeye nasıl bir iş yapsamda geçimimi sağlasam diye.En sonunda en kolay iş olan rahipliği bulmuş ve rahip olmuş.Ekmek elden su gölden Temel çok rahat fakat rahiplerin durumu malum cinsel ilişki yasak.Gel zaman git zaman Temel'in canına tak etmiş başlamış gene kara kara düşünmeye ne yapmalı ne etmeli bu işe bir çare bulmalı demiş kendi kendine,o sırada koridordan geçen genç rahibeyi görmüş ve aklına gelen fikri uygulamaya başlamış...
Rahibe Temel'in yanına geldiğinde Temel başlamış kendi kendine konuşmaya:
-Olmaz İsa kesinlikle olmaz...
Rahibe merak etmiş sormuş:
-Hayırdır kimle konuşuyorsun?
-İsa efendimiz bana senin elini tutmamı söyledi...
-İsa efendimiz diyorsa doğrudur vardır bi bildiği tut o zaman elimi demiş rahibe.
Temel yeniden başlamış konuşmaya:
-Olmaz İsa efendimiz bak vallahi olmaz...
Rahibe tekrar sormuş ''noldu ne diyo'' diye...
-Bu seferde rahibenin odasına gidin diyor...
Rahibe:
-İsa efendimiz diyorsa doğrudur vardır bir bildiği gidelim o zaman..
Rahibenin odasına geldiklerinde Temel başlamış yine kendi kendine konuşmaya
-Olmaz İsa efendimiz bak bu sefer çok oluyorsun kesinlikle olmaz!!!
Rahibe yine soruyor ''ne oldu bu sefer ne diyor''diye...
-Soyunun yatağa girin diyor..
Rahibe:
-İsa efendimiz diyorsa doğrudur vardır bir bildiği diyor
Ve soyunup yatağa giriyorlar.
Temel başlamış tekrar konuşmaya:
-Olmaz İsa bak bu sefer çok fazla ileri gittin kesinlikle olmaz!!!
Rahibe:
-Ne oldu ne diyor İsa efendimiz?
-Rahibenin üzerine çık diyor...
-İsa efendimiz diyorsa doğrudur vardır bir bildiği çık o zaman...
Temel rahibenin üzerine çıkmış ve şöyle devam etmiş:
-İSA İTME <> İTME İSAAAAA
===============================================

Ada
Temel, Fransiz ve ingiliz'in bindikleri gemi
batmis.Günlerce aç susuz
> kaldiktan sonra bir adaya çikmislar.Tam kurtulduk
diye sevinirlerken bir
dolu yamyamyn bas uçlarinda belirdigini
görmüsler.Yamyamlarin niyetinin
kötü oldugunu gören kazazedeler :
- Ne olur bizi yemeyin, diye yalvarmislar. Kral yamyam :
- Sizleri bir teste tabi tutacagizz, en basarili
çikani affedecegiz. Her
birinizi birer kulübeye hapsedip birer maymun
verecegiz. Bir yil sonunda
en cok yavru maymun dogurtaniniz kurtulacak, demis
Kulubeler hazirlanmis,
maymunlar konulmus, kapilar sikica kapatilmis Hergün
kapi altindan
yemekler gönderilmis.
Birinci yilin sonunda kapilarin açilma zamani
gelmis.
Ilk olarak Fransizin kapisi açilmis. Üç tane yavru
maymun oradan oraya
zipliyor. Fransiz pestili çikmis bir durumda.
Ikinci olarak ingilizin kapisi açilmis. O da harap
durumda ama bes tane
yavru dogurtmus.
Son olarak Temel'in kulubesine giderken yamyam
hokomoko :
- Bu Türkler uçkurlarina çok düskün millettir. simdi
kapiyi açacagiz en
azindan on yavru üzerimize atlayacak demis.
Kapi açilmis ama ne görsünler Temel bir kösede kös
kös oturuyor., Temel'e
verilen maymun harap durumda, ortada da sadece bir
yavru var ama onun da
bir gozu var bir gozu yok, kafasi gövdesinden büyük,
kisacasi tam bir
hilkat garibesi!
- Ne lan bu!, demis hokomoko...
Bir yilda dogurta dogurta sadece bunu mu dogurttun?
- Ulan şerefsizler, demis Temel.
Vermissiniz şükredin!
===============================================

Doğanın Dengesi
Temel ormanda ağaç kesiyormuş, o sırada çevreciler de ormanda yürüyüşe çıkmışlar, Temel'i bu vaziyette görünce bir güzel pataklamışlar... Temel üstü başı perişan halde köye dönerken Dursun a rastlamış, Dursun; -Ula Temel bu ne hal böyle? diye sormuş, Temel de anlatmış; - Ormanda ağaç keseydum, birden kalabaluk pir grup Doğan'ın yengesini bozmişum diye dövdü peni, halbuki ne Doğan'ı taniyruuum, ne de yengesuni..
===============================================

Domuz
Temel Almanyada bir gün eglenmek için bir kumarhaneye ugramis ve kumardan tam 3000 DM para kazanmis.Sevinçle evin yolu tutmus,bir çiftligin yanindan geçerken paralari birden elinden düsürmüs.O sirada orda bulunan bir domuz paralari yiyecek sanip dogru mideye indirmis.Temel öfkeden ne yapacagini sasirmis vaziyette kara kara düsünürken yanindan geçen bir adam derdini sormus.Temel "zar zor kazandigim paralari su domuz yedi" demis.
Adam "merak etme her seyin bir çaresi var,sen simdi bu domuzu al bir meyhaneye götür bir bardak bira içir,sonra kiçina bir tekme vur paralari geri kusar "demis.Temel adamin söyledigi gibi domuzu meyhaneye götürüp içirmis.Midesi bulanan domuzun kiçina bir tekme vurunca domuz 1000 DM.geri kusmus.Meyhaneci saskin saskin bakip "bu domuzu bana satarmisin?" demis.Temel "satilik degil " cevabini vermis ve tekrar domuza bir bardak bira içirip kiçina tekmeyi vurunca 1000 DM.daha geri çikmis ve ayni islemi 3'üncü 1000 DM.çikana kadar tekrar etmis.Meyhaneci dayanamamis "bu domuzu bana satarsan sana 10.000 DM.para veririm" demis.Temel tabiki kabul etmis ve parayi almis.Ertesi gün gazetelerdeki haberlerde"sarhos meyhaneci domuzu vura vura öldürdü".
===============================================

Dürüst Temel
İki çift kağıt oynuyorlarmış, Temel, Dursun ve karıları... Temel bir ara kağıtlarını yere düşürmüş, almak için masanın altına eğilince ne görsün! Dursun' un karısı Fadime eteğinin altına hiçbir şey giymemiş. Tabii Temel ufak çaplı bir şok yasamış. Bir süre sonra Temel mutfağa gittiği sırada Fadime arkasından gelmiş ve masanın altında hoşuna gidecek bir şeyler gördün mu? demiş. Temel, "Evet gördüm!" "Eğer istersen olur ama sana 50 milyona patlar." demiş, Fadime ve eklemiş, "Dursun cuma günü evde yok, saat ikiden sonra gel!" Temel cuma günü olunca doğruca Dursun' un evine gitmiş, 50 milyonu verip doğruca yatak odasına Bir kaç saat sonra Temel gitmiş. Dursun eve saat altı gibi gelmiş ve sormuş, "Bugün öğleden sonra Temel buraya uğradı mi?" Fadime hafiften sesi titreyerek, "Evet bir kaç dakikalığına uğradı." "Peki sana 50 milyon verdi mi?" Fadime, Dursun' un anladığını düşünerek başı önde, "Evet verdi" demiş. Dursun, "çok iyi, çok iyi! Bu sabah bana uğradı da, acil bir isi için 50 milyon lazımmış, öğleden sonra sizin oradan geçerken eve bırakırım dedi, bak ne dürüst çocukmuş gördün mu!" ...!!
===============================================

Dönmeyiz !
Temel ile Dursun bir aksam otobanda iki sarisini arabalarina almislar ve issiz, kuytu bir yere gitmek için basmislar gaza...
Yarim saat sonra gidecekleri yere
yaklastiklarinda sarisinlardan biri der ki :
- Simdiden söyleyelim, biz dönmeyiz.
Temel kendinden emin bir sekilde cevap verir :
- Valla bu kadar geldikten sonra biz de dönmeyiz.
===============================================

PARAŞÜT
Yine Temel'le Dursun askerdeyken komutan bunlara gelmiş ve:
- Size bir görev vereceğim. Simdi siz uçakla gideceksiniz ve şu bölgeye geldiğinizde paraşütle atlayacaksınız. Atladığınızda önce kırmızı ipi çekin paraşüt açılır. Eğer açılmazsa yeşil ipi çekersiniz o zaman kesin açılır. Aşağıya indiğinizde ben sizi Jiple bekliyor olacağım. Anlasildi mi?
Aynen denildiği gibi Temel ve Dursun uçağa binmiş ve atlayacakları yere geldiklerinde de uçaktan atlamışlar.Temel kırmızı ipi çekmiş ama paraşüt açılmamış. Bunun üzerine
Dursuna bağırmış:
- Dursuun, kırmızı ipi çektim paraşüt açılmadı!
Dursun da karşılık vermiş:
- Ula benimkide açılmadı!
Bunun üzerine Temel yeşil ipi çekmiş, paraşüt yine açılmamış.
Temel yine Dursuna bağırmış:
- Ula yeşil ipi çektim yine açılmadı!
Dursun da ayni şekilde bağırmış:
- Ula bende çektim benimkide açılmadı.
Sonra Temel sinirle bağırmaya başlamış:
- Ula bu komutanın hiç bir dediği çıkmadı Allah bilir bizi aşağıda beklemiyordur!
===============================================

SİSTEM
Temel askerde denizaltı eri olmuş. İzninde köyüne gelmiş ve başlamış askerlik anılarını anlatmaya. Bütün kahve pür dikkat dinliyormuş Temel'i. Öyle ya denizaltı bu. Nasıl bir şeydir, insanlar nasıl da gidiyor içine binip denizaltında falan derken İdris dayanamamış sormuş
-Ula Temel iyi hoş diyosun da ben pek anlamadum bu işi . Nasıl cideysunuz suyun altunda da. Bizimki devam etmiş anlatmaya;
-Kapakları var, periskopu var ha bir de torpil atayruz gemilere suyun altından. İdris yine dayanamamış
-Ula Temel ataysun da . Ula torpil çıkay da ha bu gavur icadının içine su girmey mu? Temel devam etmiş anlatmaya,
-Ula penum saf arkadaşım, sen denizde yüzeysun yüzeysun da gazın gelince osurmay musun ? İdris demiş
-he osurayrum bazen da
-Ula peki içine su kaçay mı, işte SİSTEM AYNU SİSTEMDİR DA
===============================================

ÖNEMLİ ALET
Arkadaşı, Temel'e yeni aldığı termosu anlatıyordu:
- Ha bu nesne gerçekten önemli bi şey... Yazın ayranı sabahtan akşama buz cibi muhafaza ediy. Kışin da çayi yine sabahtan akşama sicak halde sakliy...
Termosu evirip çevirip inceledi Temel. Ama aklı bir şeye takılmıştı:
- Yalnuz anlamaduğum bir şey var. Ha bu alet ne zaman yaz, ne zaman kış olduğunu nerden anliy?...
===============================================

TEMEL TEKSAS'TA
Temel Teksas'taki arkadaşını ziyarete gitmiş. Arkadaşı onu havaalanında 40 kapılı bir limuzinle karşılamış.
Temel şaşkınlık içinde "Yahu bu ne büyük bir araba" demiş.
Arkadaşı kasılarak "Teksas'ta her şey büyük olur" diye karşılık vermiş.
Uzunca bir yolculuktan sonra arkadaşının çiftlik kapısına ulaşmışlar. Ancak eve varmaları bir saatlerini almış.
Temel "Yahu bu ne büyük bir çiftlik" demiş.
Arkadaşıysa "Teksas'ta her şey büyük olur" demiş ayni ses tonuyla. Eve girmişler ve hemen aksam yemeğine oturmuşlar. Tabi 100 metrelik bir masanın bir ucunda temel diğer ucunda ev sahibi.
Temelden ayni hayret "Yahu bu ne büyük bir masa" ve arkadaşı "Teksas'ta her şey büyük olur" . Yemekten bir sure sonra temelin tuvalet ihtiyacı peyda etmiş ve tuvaletin yerini sormuş. Arkadaşı "Koridorda sağdan 5. kapı" demiş.
Ancak temel yanlışlıkla soldan 5. kapıdan girmiş. Işığı ararken bir anda kendisini evin kapalı havuzu içinde bulmuş ve can havliyle bağırmaya başlamış:
"Sifonu çekmeyin! Sifonu çekmeyin!"
===============================================

TEMEL EYLEMDE
Memur maaşlarına yapılan zammı yetersiz bulan Temel de, "Memur Eylemi"ne katılır. Ancak mesai saati bitiminde, arkadaşları evlerine gitmesine rağmen o, dairede kalır. Gece eve geciken Temel'i merak eden karısı telefonla her arayışında:
- Eylem yapayrum karicuğum, cevabını alıyormuş. Kadıncağız sonunda sinirlenip:
- Ula herif, heman eve cel... Gece yarısı oldi, hem eylem yapayrum deysun hem da eşekler cibi çalişaysun. Ha bu ne biçum eylemdur?
- Kolay mi saniysun! Bu, "işi yavaşlatma eylemidur"... Sekiz saatluk işi yavaşlatinca, en az on sekiz saatini alayi adamun da...
===============================================

EKİP ÇALIŞMASI
Adam parkta oturmuş, temiz hava alıyor, etrafı seyrediyor. Biraz ilerde, her hallerinden Karadenizli oldukları belli olan ve kazma kürek çalışan iki kişi dikkatini çekiyor.
Öndekinin elinde kazma, çukur açıyor...
Arkadakinin elinde kürek, açılan çukuru dolduruyor...
Bu arada elinde kazma olanı, az ilerde yeni bir çukur açıyor, arkadaki gelip çukuru dolduruyor...
Bir, iki, üç, dört, beş, ........
Adam, bu manzara karşısında bir süre kafa yormuş, ne yapıyorlar diye... Ama mümkünü yok, çıkaramamış. Meraktan da ölecek. Kalkmış, yanlarına gitmiş:
- Yahu arkadaşlar, sabahtan beri sizi seyrediyorum. Ne yaptığınızı bir türlü anlayamadım. Neden biriniz çukur açıyor, sonra diğeriniz o çukuru kapatıyor?
Karadenizlilerden biri cevap vermiş:
- Aslında biz üç kişilik bir fidan dikme ekibiyiz. Fidanı çukura koyan arkadaş bugün izinli de...
===============================================

VAMPİR TEMEL
Üç tane vampir bir uçakta gidiyorlarmış. Bunlardan biri İngiliz, diğeri Fransız ve üçüncüsü de Temel imiş. Bir sure sonra İngiliz vampir bunların arasından ayrılarak aşağılara doğru süzülmüş. Bir sure sonra ağzı yüzü kan içinde geri gelmiş. Diğerleri sormuşlar:
- Ne oldu, nereye gittin?
İngiliz vampir :
- Su aşağıdaki beyaz evi gördünüz mu?
Cevap:- Gördük.
- Onun yanındaki duvarı gördünüz mü?
- Gördük.
- Onun yanında uyuyan küçük çocuğu gördünüz mü?
- Gördük.
- İste ben o çocuğun kanını içtim, geldim.
Yolculuk devam eder. Bir sure sonra Fransız vampir de ayni şekilde ayrılıp aşağılara gider ve geldiğinde onun da yüzü gözü kan içindedir.
Yine sorarlar: - Nereye gittin?
- Su aşağıdaki ağacı gördünüz mü?
- Gördük.
- Onun yanındaki küçük kutuyu gördünüz mü?
- Gördük.
- O kutuya yaslanmış yatan adamı gördünüz mü?
- Gördük.
- İste ben o adamın kanını içtim geldim.
Yolculuk yine devam eder. Bir sure sonra Temel Vampir ayni şekilde ayrılır ve o da ağzı yüzü kan içinde geri gelir.
Ona da sorarlar: - Nereye gittin?
Temel Vampir: - Su aşağıdaki evi gördünüz mü?
- Gördük.
- Peki onun yanındaki direği gördünüz mü?
- Gördük.
- İste ben o direği görmedim...
===============================================

AV
Temel ile Dursun Trabzon'un dağlık bölgesinde ava çıkmışlar. Uzun uğraşlardan sonra elleri bos dönmek üzere iken oldukça iri ve heybetli bir geyiğe rastlamışlar. Her ikisi de epeyce uğraştıktan ve geyiği kovaladiktan sonra köye Aslında küçük hayvan avına çıkmış olan iki arkadaşın yanında geyiği taşıyabilecekleri herhangi bir araç veya alet olmadığından düşünce üretmeye başlamışlar.
Temel, Dursun'a "Ula dursun habu hayvanin bir boynuzunu sen tut diğerini ben diyerek çektirmeye başlamışlar. Tahmin edileceği gibi çok zor olan bu şekilde köyün yolunun başına kadar kan ter içerisinde gelirlerken köyden birine rastlamışlar.
Onların bu halini gören arkadaşları
"Yahu siz deli misiniz bu böyle taşınır mı? Sizin kafanız hiç çalışmıyor kardeşim, ikiniz bir olun şu hayvanı kuyruğundan çekin daha rahat taşırsınız "
önerisini yaparak yola devam etmiş. Bu fikri çok uygun bulan iki kafadardan biri olan Temel yaklaşık yarim saat sonra Dursun'a dönerek
"ULA DURSUN BU HAYVAN BÖYLE ÇOK KOLAY ÇEKİLİYORMUŞ, AMA ANLAMADUĞUM BİR ŞEY VAR BUNU KUYRUĞUNDAN ÇEKTUĞUMUZDAN BERİ KÖYDEN GİTTİKÇE UZAKLAŞIYRUK.!!
===============================================

OĞULA MEKTUP
Uy sevgili uşağum! Allah'ın selamı tabiidur. Mektubu çok yavaş yazayrum, çunkim bilirum ki,çabuk okuyamazsun.. Benden yana sual edersen, Allahuma pin şukur iyiyum, yeni pir iş puldum..
Emrimde yuze yakın adam var, hepsi de sessuz sedasuz, kendi hallerinde. Ne iş pulduğumu soraysan söyleyecegum patlama, mezarluk pekçisi oldum..
Bacin Emine bir uşak doğuracak, daha erkek midur, kız midur, pelli değil. Hacan o yüzden sağa dayi mı oldun, teyze mi oldun soyleyemeyrum..
Temel emicen de tukkan actu, o da otuza aldıgını yirmi pese verir, surumden kazaniyormus oyle dedi.
Bizim koye findukcularin Temel'i muhtar sectuk,akillu usak da. Gecen gun hepimizu zelzeleye karsi asi etturdu. Temel akilludur, hemde durusttur..
Gecenlerde bir taksinin soforu koye varmis, muhtari arayu, meger yolda pir tavuk ezmus sahibini soraymus. Muhtar Temel tavuga pakmis, hapu bizden degildur, pizum koyde yassu tavuk yoktur,demis..
Senin kucugun Memet cok akullu bir usak cikti. Gecen gun tepeye varmis, elinde bir ip sallayup duriy.. Anan, uy usagim ne edeysun orada demis.. Oda heva turumuna bakayrum demis. cektum oni aksam karsuma, anlat bakayum su hava turumu isinu dedim. Anlatti, meger ip sallanunca havanin ruzgarli oldugunu, ip islaninca da yagmur yagdigunu anlaymis.. Cok akillu usak vesselam.
Sen o yasta boyle akillu degildun! Yaa iste boyle usagum..
Memlecetten saga pol pol havadis.. Yeni havadis olursa yine yazayrum..
Baki Hudaya emanet ol. Baban hepinize bol gülücüklü günler....
===============================================

UYANIK ŞOFÖR
Adam, trafikte "alçaktan uçarak" giderken polise yakalanır. Kenara çeker, arabadan iner:
- Buyurun Memur Bey
- Beyefendi, aşırı hız yaptığınız için sizi durdurmak zorundayım, ehliyetiniz lütfen?
- Ehliyetim yok, son yaptığım kazada ehliyetime el koydular memur bey.
- Peki aracınızın ruhsatını görebilir miyim?
- Araba benim diil memur bey, çaldım ben bu arabayı.
- Anlamadım, nasıl yani, siz bu arabayı çaldınız öyle mi?
- Evet memur bey. Aaa, durun bir dakika, torpido gözünde ruhsat olacaktı, silahımı oraya koyarken ruhsat gibi bir şey gördüm galiba....
Polis iyice şaşırır:
- Torpido gözünde silah mı var?
- Evet memur bey, bu arabanın sahibi kadını vurduktan sonra cesedini bagaja koydum silahı da torpido gözüne koydum...
- Bir de bagajda ceset mi var?
- Evet memur bey.
Trafik polisi bunu duyar duymaz amirini arar, arabanın etrafı bir anda polislerle dolar ve adamı sorguya alırlar. Ekipler amiri adamın ehliyetini ister, adam ehliyetini çıkarır ki, ehliyet geçerli, temiz, hiçbir anormallik yok. Bunun üzerine adamın ruhsatını ister, adam çıkartıp ruhsatı da verir, ekipler amiri yine bakar ki, araba adama ait. Derken, adamdan torpido gözünü açmasını ister, adam açınca ortaya çıkar ki, orada da silah falan yok. Ekipler amiri bir de bagaja bakmak ister, adam bagajı açar, orada da ne ceset ne başka bir şey yok. Bunun üzerine ekipler amiri; "Çok garip" der, "Sizi durduran memurun anlattığına göre bu arabanın bir kadına ait olduğunu söylemişsiniz, kadını öldürüp cesedi bagaja, silahı da torpido gözüne koymuşsunuz".
Adam güler; "İnanamıyorum. O şimdi benim için "aşırı hızlı gidiyordu" da demiştir.
===============================================

TETİKÇİ
Mafya babası korumaya aldığı müesseselerden haraçları toplamak için yeni bir tetikçi buldu. Seçtiği adam sağır ve dilsizdi. Baba, yeni tetikçinin polisin eline geçerse, fazla bir şey anlatmasının mümkün olamayacağını düşünüyordu böylece.
Baba, bir gün ödemelerin geciktiğini fark etti ve tetikçiye adamlarını gönderdi. Adamların sağır dilsizle anlaşmaları mümkün olmadı tabii. Bunun üzerine "Baba" sağır dilsizi odasına aldırttı. Bir de işaret alfabesi bilen tercüman buldular.
Tercüman işaretle sordu:
- Para nerde?..
Sağır dilsiz işaretle yanıt verdi:
- Ne parası.. Benim paradan haberim yok... Neden bahsettiğinizi anlamıyorum.
Tercüman tercüme etti.
- Neden bahsettiğinizi anlamıyormuş...
Baba 38'ligini koltuk altından çekip sağır dilsizin beynine dayadı.
- Şimdi sor bakalım, para nerde?.."
Tercüman işaretle sordu:
- Para nerde?
- Sağır dilsiz işaretle yanıt verdi:
- Central Park'ta, Batı 78'inci caddeye açılan kapıdan girince soldan üçüncü ağacın kovuğunda 100 bin dolar var.
Baba öfkeyle gürledi:
- Ne dedi?.."
Tercüman yanıtladı:
- Dedi ki hala neden bahsettiğinizi anlamıyormuş. Ayrıca diyor ki, o tetiği çekmeye de gücünüz yetmezmiş!.."
===============================================




FELSEFE SINAVI
Renkli kişiliğiyle ün yapmış bir felsefe hocası, yılın son sınavını yapmak üzere sınıfa girmiş..
Bütün öğrenciler çok heyecanlı, hepsi merakla soruları bekliyorlar, felsefe hocası sınıfa şöyle bi bakmış, derken sandalyesini kaptığı gibi kürsünün üzerine koymuş.
"İŞTE 100 PUANLIK TEK SORU" demiş.. "BANA BU SANDALYENİN VAROLMADIĞINI İSPAT EDİN"
Herkes bir girişmiş yazmaya efendim hızlı hızlı yazanlar harıl harıl düşünenler derken,aralarından biri kağıda tek bir cümle yazmış sonra kalkmış hocasına vermiş, ve sınavı bitirip çıkmış....
Sonuçlar açıklandığı zaman bir bakmışlar koca sınıfta 100 üzerinden 100 alan tek kişi var, o da sınavı 2 dakikada bitirip çıkan çocuk..!!!
Peki acaba çocuğa 100 puan getiren o tek cümle neymiş????
"HANGİ SANDALYE"
===============================================

UZAKLAŞIYORMUŞ
Temel, karayollarında ise girmiş. Kendisine bir teneke boya ile fırça vermişler, bir yolun orta şeridini boyamasını istemişler.
Temel, birinci gün 800 m. boyamış, ikinci g